Friday, May 04, 2007

Kız yabancı bir şehirde, yabancı bir evde ve yabancı bir yatakta uyandı, hatta üstündekiler bile ona yabancıydı…etrafa bakınırken sol tarafında onu gördü. Uyuyordu…onu görünce hatırladı nerde olduğunu. Dün gece 0’nda kalmıştı, içmişler, dertleşmişler, sarılıp film izlemişler ve sabaha karşı yatmışlardı…aslında yaşadıkları gece yıllar önce yaşamak istedikleri ama bir türlü söylemeye bile cesaret edemedikleri bir geceydi sanki.geçirdikleri gece istedikleri yada yıllar önce hayal ettikleri şekliyle olmamıştı, olamazdı. Çünkü onlar artık çok farklı yaşamların, başka insanlarındılar. Kız yastığına sarılıp onun uyumasını izledi ve izlerken de onu ne kadar çok sevmiş olduğunu ama bunu asla ona söyleyemediğini, şimdiyse ne kadar farklı hayatları olduğunu düşündü…tam bunları düşünürken o uyandı kıza baktı ve sanki bu yaşanan olağan bir geceymiş, sanki her sabah birlikte uyanıyorlarmış gibi hiçbir şaşırma belirtisi göstermeden ‘günaydın!!’dedi. ne rahat uyuyup uyuyamadığını ne de ne zaman uyandığını sordu kıza. Sadece gülümsedi…kalktılar, birer sigara yakıp oturdular konuşmadan. Sonra o giyinip ekmek almaya, gitti kızda mutfağa gidip çay demledi, kahvaltıyı hazırladı sanki her gün kahvaltıyı hazırlarmış gibi…elinde gazete ve ekmekle eve girdiğinde içinden ‘ben geldim aşkım’ demek geldi çocuğun, aynı anda kızında ‘hoş geldin aşkım’ demek istediğini bilmeden.kısa bir an bakıştılar, gülümsediler anlamış gibi birbirlerini…kahvaltılarını yapıp çay keyiflerini tamamladıktan sonra hazırlanıp evden çıktılar. Asansörle aşağı inerlerken çocuk yanaşıp kızı öptü ve ‘bugün sana ben geldim aşkım dememek için kendimi zor tuttum’ dedi…kız gülümseyip ‘bende sana hoş geldin aşkım diyodum az kalsın’ dedi…sonra arabaya bindiler, kızı otobüs terminaline götürdü. Ayrılık vakti gelmişti, ne de olsa onlar çok başka hayatlar yaşayan insanlardı…

Sonunda ne oldu derseniz; kız o geceyi huzur ve mutlulukla hatırlıyor aynı çocuk gibi…hala birbirlerinden ayrı hayatlar yaşıyorlar birbirlerini bırakmadan…ve ikisi de hala zamanında birbirlerine bir şeyleri söyleyemedikleri için pişman oluyorlar ama susmaya devam ediyorlar…o geceyi ise hala dünmüş gibi hatırlayıp anıyorlar…işte hepsi bu, aynı hayat gibi bu hikayeninde mutlu ya da parlak bi sonu yok, olmayacakta…

Friday, March 02, 2007

Kocabıyık amcam’a…

7 yaşındayım, bornovada bir evin 6. katındayız.gülüyorum, bir şeylerle uğraşıyorum, gidip babam ve kocabıyık amcamın oynadığı tavlaya salça oluyorum.babam bir yandan bana oyunu anlatmak için uğraşıyor bir yandan da oynamaya çalışıyor. Tabi ben dinlemiyorum pullarla oynuyorum oyunu bozuyorum…kızıyor babam kovalıyor beni ‘git ablalarınla otur’ diyor bana.üzülüyorum dudağım bükülüyo.sonra kocabıyık amcam ‘üzme benim kızımı’ diyor, beni kucağına alıyor, bi yandan kucağında oturup bi yandan oyunu izliyorum, bi yandan kocabıyık amcamın söylediği şeylere kıkırdıyorum bi yandan da içtiği sigarasının dumanını üflüyorum içme diyip söndürüyorum sigarasını…aradan 12 yıl geçiyor ve bugün caminin önünde kocabıyık amcamın cenazesinin kalkmasını bekliyorum, taziye için annemi 12 yıl önce hoplaya zıplaya gittiğim binaya götürüyorum. kocabıyık amcam artık yok…hiçbir zaman olmayacak, olamayacak yanımda…bu yazı senin için kocabıyık amca, seni çok özleyeceğiz. Umarım yeni yatağın eskisi kadar sıcak ve rahattır. umarım bi gün gene karşılaşırız seninle. Babamla oturup uzun uzun konuşur tavla oynarsınız ve ben de sizi izlerim…
P.S: Kocabıyık amca adın Orhan’mış, ben yıllarca seni hep kocabıyık amca diye tanıdım keşke adını böyle öğrenmeseydim…huzurlu ve mutlu ol gittiğin yerde olurmu?


Monday, January 29, 2007

ilginç msn iletileri!! :D

 -sıçıyorum gelecem
-çocuklarım olmadan asla diosan aliye,çocuklarım için veririm diosan binbir gece!!
-elleşmeyin!
-cenk yrn mukavemet defterini getirirmisin?lütfeeeeeeen(bi erkek yamış:))
-halojen bizi çok kastı çok
-tartaratirtorfarfirfor
-ö (?? :))
-sen önce önündeki işini yap!! (bnm hehe)
-yüzbaşı,binbaşı,albaşı,yarbaşı!!(bu da benden)
-2 gün sonra 20 olucam 10 yıl sonra 30(bu kimin tahmin et neno ve bana bilaahere söyle :D)
-dönem ortalamam 0.15! (öokmu tanıdık ne??:D)
final gene benden olsun;
-diskasyona sokmayın beni!!(bülent ersoydan alıntıdır 'diskasyon'bu arada)
can you change your past without destroying your future? 

Saturday, December 23, 2006

'sığ sularda' kitabından alıntı

….Belki de aşk,onu belli bir çevrenin dışında anlatmaya kalkıştığınız zaman yaşayamaz;belki dış dünyayı kabul ettiği anda ölür,dış dünyanın kaba havasını soluduğu an kuruyup bir avuç toza dönüşür.yine de dış dünyanın havası,gerçek dünyaya ait bir hava,bunu biliyorum.yalnızca kendi dünyamla dış dünya arasında bağlantıları kuramıyorum;bu ikisini birleştiremiyorum.oysa,aşkın bir gerçekliği,gündelik bir gerçekliği var,olmalı,her şeyin gerçekliği vardır;bununla yüzleşemiyor olmam benim kendi yetersizliğim,bunu kabullenmekten kaçışım benim şuçum…. 

'sığ sularda' kitabından alıntı

Öğrenmek çok tehlikeli bir işti;belki öğrenilen sözcük,ileride akıldan çıkarılması ya da unutulması gereken bir sözcüktü ya da bir kere öğrenildi mi önemiyle insanın geçmiş yaşamını tek vuruşta silip atacaktı,belki de ani bir parlamayla geçmişi karanlıkta bırakacaktı;insan bir sözcüğü öğrenmeden önce bunları asla bilemezdi.önemli şeyleri öğrenmek tehlikeli olabiliyordu,çünkü kişi bunları bir kere öğrendi mi,başka bir sözcüğün,başka bir davranışında geçerli olmadığını da öğreniyordu.

Thursday, December 07, 2006

koptum!!!! :)))

-merhaba

-iyi akşamlar

-ben hikmet beyin gazetesini almak için gelmiştim,babam olur kendisi?

-????? Haaa milliyet miydi?

-evet:)

-anneniz uzun 2001 içiyor değimli??

-höö!!! Eeeee, evet!hah, işte ben o garip çiftin kızıyım.şimdi gazeteyi alabilirmiyim?:D

-tabii veriyim…yaa bu arada onlar garip diil gayet normal insanlar!?

-peki onu siz bizimkilerle konuşursunuz artık,ben gazeteyi alsam!!:D

-tabi tabi

-görüşürüz!

-iyi akşamlar

yarıldım marketten çıkınca:D canım Türkiyem yaaa senden başka nerde gelebilirdi ki bu benim başıma?!:))))bi an kendimi yiğit özgür’ün kaleminden çıkmışım ve bi karikatürün içindeymişim gibi hissettim resmen!!! Ahahaha :D





 

Saturday, November 25, 2006


 herşeye rağmen gülümsemek işte bu olsa gerek!

Monday, November 20, 2006

dün gecenin bilinmeyen bi saatinden

'ikinizinde iyileşme şansını elinden aldın,gene riske girmedin.yorumum bu...'bana bunu söyledi!!bazı insanlar çok acı çeker,o kadar acı çeker ki artık yakınmaktan,canını yandığını belli etmekten bıkarlar,sahte bi gülücük takıp yüzlerine birilerinin hayatına girerler.girerler çünkü kendi hayatlarının düzelme umudunu kaybetmişlerdir,başkalarının hayatlarına girerler çünkü onlarda bişeyleri düzeltmeye çalışırlar.bazı insanlarda hiç bir yere ait olamazlar,hiç bişeyi yürütemezler.çünkü bu insanlar nasıl ait olunur bilmezler,ait olmanın,güvenin,özlemin içini dolduramazlar.işte bu yüzden ait hissedemez,bi boku yürütemezler!bazı insanlarda da bu iki boktan özelliğin ikiside mevcuttur.aynen bende mevcut olduğu gibi...en kötü grup aslında bu üçüncüdür,çünkü hiç bişey için risk almazlar,alamazlar!çünkü içini dolduramadığın,anlam veremediğin bişey için savaşmazsın,risk almazsın....